ÜRÜNLER
HABERLER
Site içi arama:
Yeniliklerden haberdar olmak için lütfen kaydolun.
Email:
Ekle   Çıkar  

 

Stamate : Çevre faslı başarı ile sonuçlanırsa, Türkiye AB ye hazır demektir.

Avrupa Komisyonu Çevre Genel Müdürlüğünden çevre uzmanı Octavian Stamate, Çevre faslı konusunda müzakereler başarıyla sonuçlandığında müzakerenin en önemli ve zorlu fasıllarından biri de başarıyla sonuçlanmış olacaktır ve Türkiye AB üyesi olmaya hazır olacaktır dedi.

 

Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu (KPK) 64. Toplantısı, çevre politikaları konusunda yapılan oturumun ardından takip edilecek konuların belirlenmesiyle sona erdi.

 

AB müktesebatına uyum çerçevesinde Türkiye nin enerji ve çevre politikaları konulu oturumda sunum yapan Stamate, 21 Aralık 2009 da yapılan Türkiye-AB katılım konferansında çevre faslının açılması kararının alındığını anımsatarak, çevre mevzuatının hem en komplike mevzuatlardan biri olduğunu, hem de bu müktesebatla uyumun çok pahalı bir iş olduğunu söyledi.

 

60-80 milyar avroluk bir masraf söz konusu. AyrIca yapısal, idari değişikliklere ihtiyaç var. Çevrenin algılanmasında da değişiklik gerekiyor diyen Stamate, her türlü çaba ve soruna rağmen her ülke için bu uyumun önemli faydalar getirdiğini vurguladı.

 

Stamate, bu faslın kapatılması için Türkiye nin 6 kriteri yerine getirmesi gerektiğini ifade ederek, İlki biraz siyasi, yani Türkiye nin yaptığı müzakerenin içeriğiyle pek alakası yok. Su kalitesi önemli bir kriter, sinai kirlenmenin kontrolü çok önemli bir sorun. Doğa koruma, atık yönetimi, hava ve kirlilik gibi alanlara atıfta bulunuyor şeklinde konuştu.

 

Mevzuatın müktesebatla uyumlu hale getirilmesinin yeni mevzuat anlamına geldiğini anlatan Stamate, sadece yazılı kuralları kabul etmenin yetmediğini, bunların yerine getirilmesi gerektiğini kaydetti.

 

Stamate, Türkiye nin çok ciddi planlama yapması gerektiğini ifade ederek, İklim değişikliği müktesebatın çok önemli parçası. Türkiye den beklenen, bu konuda daha gayretli olması ve emisyonları azaltma gayretlerini yükseltmesi, ayrıca AB devletlerinin taahhütlerine yakın taahhütlerde bulunması diye konuştu.

 

Türkiye de hep toprağa gömme yönteminin kullanıldığını, ancak bunların AB ye uyumlu olmadığını kaydeden Stamate, yeni gömme alanlarının AB ile uyumlu olması gereğine işaret etti.

 

Stamate, su kalitesiyle ilgili çerçeve mevzuatının geçirilmesi gerektiğini ifade ederek, su direktifi, ayrıca havza ve nehir yönetimi ve sınır ötesi boyutları da Türkiye nin dikkate alması gerektiğini söyledi.

 

Octavian Stamate, bu Yıl Meclisten geçecek yeni Doğa Koruma Yasası nı daha tam görmediklerini söyledi.

 

Türkiye nin, Avrupa Kimyasallar Ajansına üye olması gerektiğini ve bu süreçte diğer önemli konunun da gürültü haritalarının oluşturulması olduğunu anlatan Stamate, konuşmasını şöyle sürdürdü :

 

Yapılması gereken çok iş var. Türkiye nin çok çaba göstermesi gerekiyor. Çevre faslı konusunda müzakereler başarıyla sonuçlandığında bence müzakerenin en önemli ve zorlu fasıllarından biri de başarıyla sonuçlanmış olacaktır ve Türkiye AB üyesi olmaya hazır olacaktır. Diğer yandan, Türk vatandaşlarının günlük hayatında da belirgin iyileşmeler olacak. Çevre müktesebatının uygulandığı bir ülkede eviniz daha temiz, daha güzel ve daha sağlıklı bir ev olur. Yani Türk halkı için de faydalı bir çalışmadır çevre müktesebatına uyum. Kalkınmakta olan bir ülkenin kalkınmış bir ülkeye dönme seyrini izliyoruz. Bu süreçte Türkiye nin çevresel önemli sorumlulukları bulunuyor.

 

YUNANLI PARLAMENTER SÖZ ALDI

Türkiye-AB KPK 64. Toplantısının öğleden sonraki oturumunda söz alan Türkiye-AB KPK Eş Başkan Yardımcısı Georgios Koumoutsakos, diğer eş başkan yardımcısı Maria Eleni Koppa ile kendisine yaklaşık iki saat önce bir bilgi ulaştığını, Bu çok ciddi bilgiyi paylaşmak istediğini belirtti.

 

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ın dün resepsiyon verdiği Avrupa Birliği Genel Sekreterliği Ortaköy Ofisinin eskiden bir Rum okulu olduğunu söyleyen Koumoutsakos, şöyle devam etti :

 

Dün bir ziyarette bulunduk. Bu ziyaret, AB işlerinin yürütüldüğü ve Bağış ın bizleri ağırladığı binaydı. Burada bir resepsiyona gittik. Aslında kontrol etmeden aktarmak istemedik. Ama bu yapının niteliği biraz sorgulanabilir bir nitelik. Eskiden bir okulmuş. 1985 e kadar bir Rum okuluymuş. 1985 te devlet tarafından binaya el konulmuş. Herhangi bir şekilde tazminat veya istimlak parası ödenmemiş. Bu binanın mütevelli heyeti neticede mahkemeye başvurmuş. 2003 te dava açılmış. Bu binayı İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Türkiye Hükümetine kiraya vermiş. 2003 te mütevelli heyeti tekrar dava açmış ve belediyenin binayı devlete kiraya vermesini dava konusu yapmış. 2003 ten beri mahkemeden herhangi bir karar çıkmamış. İstanbul un Rum azınlığının mülkiyetinde olan bu binanın kanuni olarak durumu hala belirsizlik taşıyor.”

 

Koppa da Bu hala davası süren bir konu. Mahkemede görüşülmesi sürüyor. Henüz bir yargı kararı çıkmadığı için bunu bilgi olarak sunmayı uygun bulduk. Bu konunun tutanaklara geçmesini istiyoruz ve bir de Türk Hükümetinden cevap rica edeceğiz dedi.

 

Türkiye-AB KPK Eş Başkanı Lütfi Elvan ise konuyla ilgili Egemen Bağış ile görüşerek en son bilgileri alacağını ve cevabı aktaracağını belirtti.

 

Bir sonraki Türkiye-AB KPK Toplantısının 26-27 Ekim 2010 da Brüksel de yapılması üyeler tarafından kabul edildi. www.zaman.com.tr / 26.05.2010

BU BÖLÜMDEKİ DİĞER BAZI BAŞLIKLAR