Dünyanın yarısı kentlerde yaşıyor

Foreign Policy dergisinin eylül - ekim sayısında şehirlerin bugünü kapsamlı bir dosyayla mercek altına alınmış. İlk yazı araştırmacı yazar, Ocak 2011 de ‘How to Run The World adlı kitabı yayımlanacak olan Parag Khanna ya ait. Khanna nın yazısı ‘Beyond City Limits/Kent Limitlerinin Ötesinde başlığını taşıyor.

 

Spot ise çok daha çarpıcı: "Devletler çağı sona erdi. Yeni kent dönemi başladı." Kentle, kent sosyolojisiyle ilgilenenlerin uzun süredir vurguladığı gibi Khanna yazısına, "21. yüzyıl Amerika, Çin, Brezilya ya da Hindistan gibi ülkelerin değil, şehirlerin hâkimiyetinde olacaktır" diyerek başlıyor.

 

Evet, bir zamanlar dillendirildiği gibi geleceğin dünyasının ‘global köy olmayacağı anlaşıldı. Çünkü artık çağımızda dünyanın geleceği kentlerde kurgulanıyor. Çünkü artık dünyanın yarısı kentlerde yaşıyor. Dünya ekonomisinin % 30 unu sadece yüz kent oluşturuyor. Londra, New York, Paris şehirlerinin ekonomileri 46 Afrika ülkesinin ekonomilerinin toplamından daha büyük. Hong Kong a bir yılda tüm Hindistan dan daha fazla turist geliyor. Kentlerde hem sosyal hem ekonomik, ülkenin genel yapısından yönetim anlayışından bağımsız bir yapı oluşuyor. Bugün global pazarın % 40 nı elinde tutan New York ve Londra nın ardından Hong Kong, Seul, Şanghay, Sidney ve Tokyo geliyor. Dubai 21. yüzyılın Venedik i olarak görülüyor.

 

Abu Dhabi de güneş enerjisi kullanılan, arabasız, dünyanın ilk karbonsuz kenti Masdar kuruldu. Saadiyat Adası nda Frank Gehry, Jean Nouvel ve Zaha Hadid gibi dünyanın en ünlü mimarlarının yaptığı klasik ve çağdaş sanat müzelerinde Guggeneim ve Luvr koleksiyonları sergileniyor. Tabii ki tüm kentlerde her şey güllük gülistanlık değil. Khanna, Brezilya, Çin, Hindistan ve Türkiye gibi ‘ikinci dünya ülkelerinde kentler ve kırsal kesim arasındaki gelir dengesizliğinin büyük bir tehlike arz ettiğini söylüyor.

 

Derginin hazırladığı global kentler indeksinde 65 şehir yer alıyor. İlk ona giren şehirler sırasıyla New York, Londra, Tokyo, Paris, Hong Kong, Chicago, Los Angeles, Singapur, Sidney ve Seul. İstanbul nüfus sıralamasında 21, GSMH de ise 30. sırada. İstanbul, Bombay ve Sao Paulo ile birlikte gelir dağılımının en bozuk olduğu, gecekondular ve gökdelenler karşıtlığında kaosun hâkim olduğu kentler arasında. Kısacası 2010 Avrupa Kültür Başkenti olan İstanbul da bizim dışımızdaki dünyanın da farkında olduğu gibi durum kötü. Gelir dağılımındaki dengesizlik, kentin birbirinin içine geçmiş bölgeleri arasındaki sosyal, ekonomik uçurumlar sadece ‘mahalle baskısı, kültürel çatışma gibi kavramlarla açıklanacak kadar basit değil.

 

Khanna, şehirlerin dünyanın gövdesine bir kanser gibi yayıldığını düşünüyor. Şimdi iyi ve kötü hücrelerin savaşını izlemek ve önlem almak zamanı. Biz de İstanbul da bir yerlerden başlamak zorundayız. Ama önceliklerimiz yıkmak ya da yok etmek değil; hükümetler, belediye başkanları, sivil toplum örgütleri, akademisyenler, iş dünyasının işbirliğiyle tedavi etmek olmalı...

Müge Akgün / www.referansgazetesi.com / 02 Ekim 2010

BU BÖLÜMDEKİ DİĞER BAZI BAŞLIKLAR