ÜRÜNLER
HABERLER
Site içi arama:
Yeniliklerden haberdar olmak için lütfen kaydolun.
Email:
Ekle   Çıkar  

 

Günümüzde, ulusal ekonomilerin temel girdisini oluşturan enerji kaynakları, gerek gündelik yaşamımızın idamesi, gerek toplumsal refah seviyesinin arttırılması bakımından hayati öneme sahiptir. Dünya genelinde enerji kaynaklarının kıtlığı ve enerji talebinin fazlalığı, enerji ihtiyacının karşılanmasını stratejik bir mesele haline getirmektedir.

 

Nitekim, son yıllarda enerji arz güvenliği, dış politika, güvenlik, küresel istikrar, sürdürülebilir kalkınma, çevre ve iklim değişikliği ile birlikte anılan bir kavram haline dönüşmüştür.

 

I. Türkiye’nin Enerji Profili ve Stratejisi

Enerji kaynaklarının %74’ünü ithal etmekte olan ve bu nedenle öncelikle kendi enerji güvenliğini sağlamayı hedefleyen Türkiye,

 

- Enerji ihtiyacının imkanlar ölçüsünde yerel kaynaklardan ve en düşük maliyetle karşılanmasına, çevresel etkilerin gözetilmesine, enerji arzında kaynak ülke, güzergah ve teknoloji çeşitlendirmesine gidilmesine,

 

- Yenilenebilir enerji kaynaklarının payının artırılmasının yanısıra nükleer enerjinin de yeni bir kaynak olarak eklenmesiyle enerji sepetinin çeşitlendirilmesine, ayrıca ülke içinde ve dışında hidrokarbon kaynakları arama-geliştirme faaliyetlerine önem vermektedir.

 

Türkiye, 2001 yılından bu yana enerji alanında uygulamaya koyduğu mevzuat ile artan enerji ihtiyacının, serbest piyasa kuralları çerçevesinde etkin bir biçimde karşılanmasını hedeflemekte; ayrıca, enerji verimliliğinin arttırılması ve enerji teknolojilerinin yaygınlaştırılması yolunda da yoğun çalışmalar sürdürmektedir.

 

Son 10 yıl içerisinde, dünyada doğal gaz ve elektrik talebinin Çin’den sonra en fazla arttığı ikinci ülke konumunda bulunan Türkiye’nin önümüzdeki dönemde de ekonomik ve sosyal gelişme hedefleri ile tutarlı olarak, enerji talebi artışı bakımından dünyanın en dinamik enerji ekonomilerinden biri olmaya devam etmesi beklenmektedir.

 

Türkiye, ispatlanmış petrol ve doğal gaz rezervlerinin dörtte üçüne sahip bölge ülkeleriyle, Avrupa`daki tüketici pazarları arasında jeo-stratejik bir konuma sahiptir. Bu ayrıcalıklı doğal köprü konumu Türkiye’ye enerji güvenliği bağlamında fırsatlar sağlamakta, aynı zamanda sorumluluklar da yüklemektedir. Rusya, Norveç ve Cezayir’den sonra doğal gazda Avrupa’nın dördüncü ana arteri olma hedefini güden Türkiye, Doğu-Batı ve Kuzey-Güney eksenlerinde, üretici ve tüketici ülkeler arasında güvenilir bir transit ülke rolünü üstlenme ve dinamik bir enerji terminali konumu edinme yönünde de girişimlerde bulunmaktadır.

 

II. Projeler:

Hem Türkiye’nin hem de bölge ülkelerinin enerji güvenliğinin sağlanması bağlamında hayata geçirilen ve üzerinde çalışılmakta olan projelere ilişkin bilgiler özetle aşağıda yer almaktadır:

 

Irak - Türkiye (Kerkük-Ceyhan/Yumurtalık) Ham Petrol Boru Hattı

I. Hat 986 (Irak 345, Türkiye 641), II. Hat 890 (Irak 234, Türkiye 656) km uzunluğundadır. 1976 yılında işletmeye alınmış ve ilk tanker yüklemesi 25 Mayıs 1977`de gerçekleştirilmiştir. Irak`a uygulanan BM ambargosu nedeniyle Ağustos 1990`da işletmeye kapatılan hat, 14 Nisan 1995 tarih ve 986 sayılı BM kararına istinaden, 16 Aralık 1996 tarihinde, sınırlı petrol sevkiyatı için tekrar işletmeye alınmıştır. Yıllık taşıma kapasitesi toplam 70,9 milyon tondur. Anılan hattan petrol taşımacılığına yönelik süresi 2010 yılında son bulan anlaşmanın süresinin 15 yıl uzatılmasına ilişkin anlaşma Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Taner Yıldız ile Irak Petrol Bakanı Şehristani tarafından 19 Eylül 2010 günü Bağdat’ta imzalanmıştır.

 

Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı:

Doğu-Batı Enerji Koridorunun en önemli bileşenini oluşturan ve 1760 km ile dünyanın en uzun ikinci boru hattı olan Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Ham Petrol Boru Hattı, Azeri-Çırak-Güneşli (AÇG) sahasından başlayarak, Azerbaycan ve Gürcistan üzerinden, çevresel açıdan hassas Karadeniz ve Türk Boğazlarını by-pass ederek, Türkiye’nin Akdeniz kıyısındaki Ceyhan’daki terminale ulaşmaktadır. Hattın kapasitesi 1 milyon varil/gün’den 1.2 milyon varil/gün’e çıkarılmıştır. Kasım 2008 itibariyle, Kazak petrolü de BTC üzerinden dünya pazarlarına ulaşmaya başlamıştır. 24 Nisan 2011 tarihi itibariyle petrol yüklemesi yapılan tanker sayısı 1507’ye, sözkonusu hat üzerinden yapılan petrol ihracatı da 1 milyon 174 bin varile ulaşmıştır.

 

Mavi Akım Doğal Gaz Boru Hattı

“Rus Doğal Gazının Karadeniz Altından Türkiye Cumhuriyeti’ne Sevkiyatına İlişkin Hükümetlerarası Anlaşma” 15 Aralık 1997’de imzalanmıştır. Aynı tarihte yılda 16 milyar m3 doğal gaz alımına yönelik 25 yıl süreli üçüncü Doğal Gaz Alım Satım Anlaşması imzalanmıştır. Türkiye toplam 30 milyar m3/yıl üç kontrat ile RF’nin AB’den sonra 2. büyük doğal gaz pazarı haline gelmiştir. Hattın resmi açılış töreni Türk-Rus-İtalyan Başbakanların katılımlarıyla 17 Kasım 2005 tarihinde Samsun’da gerçekleştirilmiştir. 1236 km (Samsun-Ankara kesimi: 501 km) uzunluktaki hat üzerinden doğal gaz alımını 2003 yılında başlanmıştır.

 

İran-Türkiye Doğal Gaz Boru Hattı

1131 km uzunluğunda olan bu boru hattından, İran’dan Türkiye’ye yılda 10 milyar m3 doğal gaz sevkiyatına ilişkin 25 yıl süreli Doğal Gaz Alım-Satım Anlaşması, 8 Ağustos 1996 tarihinde imzalanmıştır. Bu hat üzerinden doğal gaz nakline 2001 yılında başlanmıştır.

 

Bakü-Tiflis-Erzurum Doğal Gaz Boru Hattı

Doğu-Batı Enerji Koridoru’nun ikinci bileşeni olan Bakü-Tiflis-Erzurum (BTE) Doğal Gaz Boru Hattı, 3 Temmuz 2007 itibariyle faaliyete geçmiştir. Hazar Denizi’nin Azerbaycan’a ait kesiminde yer alan Şahdeniz sahasının geliştirilen bölümünden (Faz I) çıkarılan doğal gazı Türkiye bu hat üzerinden tedarik etmektedir. Faz I’e yönelik olarak ülkemizin Azerbaycan ile yılda 6.6 milyar m3 doğalgaz alımını öngören bir anlaşması mevcuttur. Şahdeniz Faz II bağlamında ise, 7 Haziran 2010 tarihinde İstanbul’da imzalanan belgelerle, gerek Faz II’den ülkemiz piyasasına yönlendirilecek, gerek Türkiye üzerinden Avrupa’ya ihraç edilecek Azeri doğal gaz miktarlarına, gerekse fiyat ve transit tarifeye ilişkin olarak taraflar arasında ortak bir anlayış sağlanmıştır.

 

Türkiye-Yunanistan-İtalya Doğal Gaz Enterkonektörü (TYİE)

“Türkiye-Yunanistan-İtalya Doğal Gaz Ulaştırma Koridorunun Geliştirilmesine İlişkin Hükümetlerarası Anlaşma” 26 Temmuz 2007 tarihinde Roma’da imzalanmıştır. Türkiye-Yunanistan Doğal Gaz Boru Hattı, 18 Kasım 2007 tarihinde İpsala’da iki ülke Başbakanlarının katılımıyla düzenlenen açılış töreniyle hizmete girmiş; projenin Yunanistan-İtalya ayağının ise 2015 itibariyle tamamlanması öngörülmektedir. Öte yandan, 17 Haziran 2010 tarihinde BOTAŞ, Depa (Yunanistan) ve Edison (İtalya) arasında bir Mutabakat Zaptı imzalanarak, sözkonusu şirketler arasındaki işbirliği alanları genişletilmiştir.

 

Güney Gaz Koridorunun hayata geçirilen ilk parçası olan TYİE, aynı zamanda Azeri gazının Güneydoğu Avrupa’ya ulaştırılması açısından da büyük önem taşımaktadır. Proje ile Türkiye üzerinden Yunanistan’a 3 milyar metreküp, İtalya’ya ise 8 milyar metreküp doğal gazın ulaştırılması beklenmektedir.

 

Nabucco Doğal Gaz Boru Hattı Projesi

Doğal gazın Türkiye-Bulgaristan-Romanya ve Macaristan üzerinden Avusturya’ya taşınmasını öngören projeye ilişkin çalışmalar devam etmektedir. Bu çerçevede, Nabucco Hükümetlerarası Anlaşması 13 Temmuz 2009 tarihinde Ankara’da imzalanmıştır. Anlaşma, Taraf Devletlerin onay işlemlerini tamamlamaları neticesinde, 1 Ağustos 2010 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 3.300 km uzunluğundaki hattın 2.000 km’sinin Türkiye toprakları üzerinden geçmesi planlanmaktadır. Boru hattının nihai ve azami kapasitesinin 31 milyar metreküp/yıl doğal gaz olması öngörülmektedir.

 

Arap Doğal Gaz Boru Hattı Projesi

Mısır doğal gazını Ürdün ve Suriye üzerinden Türkiye’ye ulaştırması öngörülen hattın yılda 10 milyar metreküp taşıma kapasitesine sahip olması planlanmaktadır. Mısır-Suriye arasında faal olan hattın, Suriye ile ülkemiz arasındaki parçasının (Halep-Kilis Hattı) tamamlanması yolundaki çalışmalar sürmektedir.

 

Irak-Türkiye Doğal Gaz Koridoru Projesi

Güney Gaz Koridoru’nun hayata geçirilmesi bağlamında Irak önemli bir konuma sahiptir. 15 Ekim 2009 tarihinde Türkiye ile Irak arasında imzalanan ve Nabucco projesine atıfta bulunan Doğal Gaz Koridoru Anlaşması ile Irak gazının Türkiye’ye ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması gündeme getirilmiştir. Öte yandan, Nabucco Hükümetlerarası Anlaşması’nın imza töreni sırasında Irak Başbakanı Nuri El-Maliki, Irak enerji sektöründeki gelişmelere bağlı olarak, Nabucco projesi için gerekli gazın yarısını tedarik etme taahhüdünde bulunmuştur.

 

Samsun-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı Projesi

Yapımı planlanan boru hattı, Samsun’un doğusunda Ünye’den başlamakta, Sivas’a ulaşmakta, devamında Bakü-Tiflis-Ceyhan ham petrol boru hattına paralel gitmektedir. Hattın % 45’i BTC’ye paraleldir ve bu nedenle geçiş hakkından yararlanabilecektir. Sözkonusu projenin inşaatı Çalık Enerji-ENI ortaklığı TAPCO (The Trans Anatolian Pipeline Company) şirketi tarafından üstlenilmektedir. Projenin temel atma töreni 24 Nisan 2007 tarihinde Ceyhan’da gerçekleştirilmiştir. 550 km uzunluğunda olması planlanan hattın Ceyhan Limanı’na yılda 60 milyon ton petrol taşıması öngörülmektedir. Projeyle, Geniş Hazar petrolünün bir kısmının doğrudan Ceyhan Terminaline ve buradan dünya pazarlarına ulaşmasını kolaylaştırması, böylelikle Türk Boğazları üzerindeki yükü hafifletmesi amaçlanmaktadır. Samsun-Ceyhan projesine yönelik bir Hükümetlerarası Anlaşma’nın (IGA) imzalanması için Rus tarafıyla 24 Eylül 2010 tarihinde Moskova’da müzakerelere başlanmış olup, görüşmeler sürdürülmektedir.

 

III. Enerji bağlamında Türkiye-AB ilişkileri:

Karşılıklı dayanışma, bağımlılık ve eşitlik ilkelerine dayalı, Türkiye’nin ve Avrupa’nın enerji güvenliğine katkıda bulunacak Nabucco doğal gaz boru hattı projesi, Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin geliştirilmesine de yol açacaktır.

 

Öte yandan, Enerji Topluluğu Antlaşmasına (ETA) katılım müzakerelerine de 9 Eylül 2009 tarihinde başlanmış bulunulmaktadır. Türkiye, ETA konusunda diğer ülkelerden farklı durumunun Avrupa Komisyonu tarafından dikkate alınmasını beklemektedir.

 

AB ile Enerji Faslının açılmasına yönelik tarama süreci tamamlanmıştır.

 

Diğer yandan Türkiye’nin ENTSO-E elektrik (Avrupa Elektrik İletimi Koordinasyon Birliği-eski adıyla UCTE) ağıyla senkronize bağlantısının tesisine yönelik çalışmalar da devam etmekte olup, Eylül 2010’da EN-TSO ile senkron deneme işletmesi başarı ile başlatılmış bulunmaktadır.

 

IV. Ulusal Enerji Arz Portföyünün Zenginleştirilmesi

Türkiye, enerjide dışa bağımlılığın azaltılması, yerel kaynakların kullanımının azami seviyeye yükseltilmesi ve iklim değişikliğiyle mücadele hedeflerinden yola çıkarak, ulusal enerji arz portföyünde yenilenebilir enerji kaynaklarının payını yükseltme ve enerji sepetine nükleer enerjiyi de ekleme yolunda çalışmalarını sürdürmektedir.

 

Yenilenebilir enerji bakımından önemli bir potansiyele sahip olan Türkiye, jeotermal potansiyeli ile dünyada 7., Avrupa’da ise 1. sırada yer almaktadır. Sözkonusu enerji kaynağının yanısıra, hidroelektrik kaynakları, rüzgar ve güneş enerjisinin geliştirilmesine de öncelik verilmektedir. Bu çerçevede, 18 Mayıs 2009 tarihinde kabul edilen Elektrik Enerjisi Piyasası ve Arz Güvenliği Strateji Belgesi uyarınca, 2023 itibariyle rüzgar enerjisi kurulu kapasitesinin 20.000 MW; jeotermal enerji kapasitesinin ise 600 MW’a çıkartılması, elektrik enerjisinin asgari %30’luk bölümünün yenilenebilir enerjiden karşılanması hedeflenmektedir.

 

Öte yandan Türkiye, yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesine verdiği önemin bir ifadesi olarak, 26 Ocak 2009 tarihinde Bonn’da düzenlenen konferans sonunda imzalanan anlaşmayla, Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı’nın (IRENA) kurucu üyeleri arasında yer almıştır.

 

V. Nükleer Enerji

Enerji alanında mümkün mertebe bağımsızlığın giderek önem kazandığı günümüzde nükleer enerjiye duyulan ilgi de artmış, “nükleer rönesans” kavramı ortaya çıkmıştır. Bu gelişmelere paralel bir şekilde Türkiye, ulusal enerji bileşenine nükleer enerjinin eklenmesi için hazırlıklarını sürdürmektedir. Bu çerçevede, 2030 yılına kadar Türkiye’nin nükleer enerjide 10 bin MW’lık kurulu güce ulaşması öngörülmektedir. Bu kapsamda, ilk nükleer santralin Mersin-Akkuyu, ikincisinin ise Sinop’ta inşaası planlanmakta olup, 12 Mayıs 2010 tarihinde RF ile Akkuyu’da bir nükleer güç santrali tesisine yönelik bir Hükümetlerarası Anlaşma imzalanmıştır.

(KAYNAK: Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı)

www.limitsizenerji.com

22.08.2011

BU BÖLÜMDEKİ DİĞER BAZI BAŞLIKLAR