Yüzümüzü güneşe dönüyoruz …

Dünynın en büyük enerji şirketlerinden Chevron’un yeni reklamlarında oldukça etkileyici bir cümle kullanılıyor : “Petrolün bir trilyon barelini tüketmek 125 yılımızı almıştı. Geriye kalan bir trilyonunu ise sadece 30 yılda tüketeceğiz!” Dibi artık görünen petrol varili, tüm dünyayı her koldan enerjide yeni kaynaklar arayışına götürüyor. Yenilenebilir doğal enerji türleri de çoktan hak ettiği ilgiyi böylece görmeye başlıyor.

 

Yenilenebilir enerji türleri arasında en büyük ilgiyi güneş enerjisi görüyor. Özellikle güneş enerjisinden elektrik üretilmesini sağlayan fotovoltaik (PV) panel sistemlerinin üretim ve satışında hızlı bir artış var. İnce film teknolojili, kristal silikon tabanlı ve organik paneller şeklinde teknolojileri olan bu sistemlerden sadece ilk ikisinin şimdilik açık pazarda ticareti yapılabiliyor. Bu sistemler işletme maliyeti ve bakım gerektirmemesi yönüyle oldukça avantajlı olmasına karşın, kurulum maliyetlerinin çok yüksek olması güneş enerjisi sistemlerinin yaygınlaşmasına engel oluyor.

 

Güneş ışınlarındaki radyasyonu kullanarak enerji üreten PV paneller içinde kristal silikon tabanlı sistemlerin pahalı olması, üretimde kullanılan silikonun yüksek fiyatlarda alınıp satılmasından kaynaklanıyor. 1 kW’lık sistem kurmanın maliyeti 5 ila 7 bin dolar arasında değişiklik gösteriyor. Panel maliyet ve fiyatlarının bu kadar yüksek olmasına rağmen, ISES’in (Uluslararası Güneş Enerjisi Topluluğu) yapmış olduğu araştırmaya göre PV güneş enerjisi kapasitesi, dünya genelinde inanılmaz bir hızla büyüyor. 2002’deki satışlar yaklaşık 3,5 milyar dolarken, bu değerin 2012 itibariyle 27,5 milyar dolara ulaşması bekleniliyor.

 

Dünyanın güneş enerjisi santrallerindeki kapasitesi 9,2 bin MW iken bunun 4,3 bin MW’lık kısmını Avrupa karşılıyor. Bu kapasitenin yaklaşık 2,5 bin MW’lık kısmını Almanya üretiyor. Güneş enerjisine ilişkin yasal düzenlemeleri on yıl öncesinden gerçekleştiren Almanya dünyada bu alanda liderliği elinde bulunduruyor. Almanya’daki pazar şimdiden 5,5 milyar avroyu bulmuş durumda.

 

Kapasitemizin yüzde 1’ini dahi kullanmıyoruz

Dünyada ilgi bu kadar büyükken, güneşi bol bir ülke olarak Türkiye hâlâ karanlıkta … Türkiye’nin güneş enerjisinden elektrik üretme potansiyeli 380 milyar kW olmasına rağmen bu potansiyelin yüzde 1’inden dahi yararlanılamıyor. Güneş enerjisinin su ısıtma amacıyla kullanılmasında dünyada ilk üç içinde yer alan Türkiye, elektrik üretme amaçlı kullanılan sistemlere yatırıma, ancak 2007’de başladı. Güneş enerjisine ticari anlamda yatırım yapılabilmesi devletin alım fiyatını yüksek tutarak teşvik etmesini gerekli kılıyor. Beklentiler, 2009 Ocak ayında güneş enerjisi konusunda teşvik yasasının çıkması yönünde.

 

Şu anda bulunan mevzuat 2005’te çıkarılan 25819 sayılı kanun ve 2001’de çıkarılan 4628 sayılı elektrik kanunu temelinde şekilleniyor. Yapılan değişiklikler ile yenilenebilir enerjiden elde edilen elektriğe alım garantisi getirildi ve 500 kilowatttan az olan üretim tesisleri için lisans alma zorunluluğunu ortadan kaldırıldı. 25819 sayılı yasa ise bu kaynaklardan elde edilen elektriğe alım garantisi getirirken, tarifeyi 5 ila 5,5 avro sent/kWh olarak belirliyor.

 

Güneş enerjisi yatırımlarında Türkiye’nin bu kadar geri kalmış olmasının nedeni de aslında tam olarak bu durumdan kaynaklı. Çünkü alım garantisi fiyatından çok yüksek olan kurulum maliyetleri, yatırımcıları bu alandan uzak tutuyor. Güneş enerjisinin gelişmiş olduğu ülkelerde yatırım yapılması için devlet, güneş enerjisiyle üretilen elektriği 45-50 avro sent gibi normalin çok üzerinde bir fiyattan alarak sübvanse ediyor. Almanya’da bu rakam 40-45, Bulgaristan’da 40, İspanya’da ise 35-40 avro sent civarında.

 

Güneş tarlalarına yer açın

Türkiye’de de bu yönde bir teşvik yasasının çıkması için son bir yıldır önemli çalışmalar yapılıyor. Mevcut teklif güneş enerjisinden üretilen elektriğin alım fiyatının 18 avro sent olmasını öneriyor. Ancak, yatırımcılar açısından bu rakam da kabul edilebilir olmaktan çok uzak. Güneş enerjisinde faaliyet veren en büyük şirketlerinden Anel Grup’un iş geliştirme süreçlerinden sorumlu olan Levent Gülbahar teşvik yasasının en az 24 avro sent civarındaki bir alım fiyatı üzerinden çıkması gerektiğini düşünüyor. Kendisine göre bu yönde ciddi işaretler var ve yakın zamanda bu teşvik yasası çıkacak. Gülbahar’a göre yasanın çıkmasıyla 2010 yılı başlarında güneş enerjisi santrallerinin (GES) kurulumuna geçilebilecek.

 

Sektör dünyada 57 binden fazla kişiye istihdam sağlıyor ve yıllık 7,3 milyar dolarlık bir gelire sahip. Türkiye’de de bu alanda pazarın giderek genişlediği görülüyor. Tunçmatik’in bünyesinde kurulan Powergie, çiçeği burnunda şirketlerden bir tanesi. Şirketin kurucusu ve Tunçmatik’in Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Özer, güneş enerjisindeki potansiyeli görerek böyle bir yatırım kararı aldıklarını söylüyor. Panel üretiminde bilindik firmalardan Japon markası Kyocera’nın distribütörlüğünü yapan Powergie, 2009’un ortalarında lisanslarının dağıtılması beklenilen güneş santralleri için gerekli etüt çalışmalarına şimdiden başlamış durumda. Özer, yılsonuna doğru GES’lerde patlama olacağına inanıyor. Şu anda yirmiye yakın yatırımcı firmayla görüştüklerini söyleyen Özer, yatırım yapmak için teşvik yasasından sonra açılacak lisans başvuruları beklenilirse bu iş için çok geç kalınabileceğine inanıyor. Bürokratik düzenlemelerin altı ay içinde tamamlanmasını bekleyen Özer, altyapı çalışmalarını yürüten EPDK’nın çalışmalarını tamamlaması ile 1 milyon dolar olan pazarın büyüklüğünün katlanarak artacağını ifade ediyor. Özer, lisans başvurularının yapılmasından panellerin kurulumlarına kadar anahtar teslim GES’ler kurabileceklerini ve hatta bu santrallerin işletmesini de üstlenebileceklerini söylüyor.

 

Güneş enerjisi alanında ciddi hamlelerde bulunan şirketlerden bir diğeri de Anel Grup. Firma, Haziran ayında güneş enerjisi panellerinin üretimine başlayacak. Panel üretim tesisi için 2 milyon avroluk yatırımda bulunan şirketin GES için ayrı çalışmaları bulunuyor. GES lisans başvurularının Mayıs veya Haziran ayında başlamasını beklediklerini söyleyen Gülbahar, kendi üretecekleri silikon tabanlı kristal yapılı panellere natif olarak, santrallerde daha çok kullanılan ince tabanlı paneller için yabancı panel üreticileriyle görüşme içinde olduklarını ifade ediyor. Şirketin santral yapımı konusunda aklında olan bölgeler arasında Silifke ve Konya çevresi var. Gülbahar, 10-15 mw’lık bir santral kurmayı planladıklarını söylüyor.

 

En çok yatırım Tesco Kipa’dan

Yüksek kurulum maliyetlerinden dolayı şimdiye kadar güneş enerjisi alanında yapılan yatırımların çoğu sosyal sorumluluk çerçevesinde kaldı. Bu amaçla yapılan yatırımlar içinde Tesco Kipa’nın, Marmaris ve Kuşadası’ndaki alışveriş merkezleri için kurduğu 30’ar kW’lık sistemler en büyük kapasiteye sahip olanlar. Sistemler Fore Enerji tarafından 2007’de kuruldu. Toplamda 180 bin avroluk yatırıma karşılık gelen bu sistemler, alışveriş merkezlerinin kasa bölümlerinin enerji ihtiyacını karşılıyor. Sosyal sorumluluk projesi kapsamında yapılan başka bir güneş enerjisi sistemi de Toyota’ya ait. Dünya genelinde çevreci yönüne vurgu yapmak isteyen Toyota, Sakarya’da bulunan ofisi için 14 kw’lık bir sistem kurdurdu. Sistem için yapılan harcama yaklaşık 84-85 bin avro civarında. Şirket çevre ve otopark aydınlatmalarını da güneş enerjini kullanıyor. Bunların dışında Anel Grup’un FritoLay, Unilever ve Yozgat Çimento için ufak çaplı kurulumları bulunuyor.

 

Telekomünikasyon şirketleri de, şebeke hattının olmadığı dağlık ve uzak alanlara baz istasyonu kurarken güneş ve rüzgar enerjisini tercih edebiliyor. Türk Telekom için 26 ildeki SDH istasyon sahalarına yapılan 360 kW’lık sistemler var. Bunun dışında Turkcell’in 10’a yakın baz istasyonu güneş enerji sistemi ile çalışıyor. Vodafone, 2009 yılı içinde açılacak yeni 100 baz istasyonunun 7’sinin güneş ve rüzgar enerjili olmasını planlıyor. Dünya GSM birliği 2012 yılında gelişmekte olan ülkelerde bulunan 18 bin baz istasyonunun yenilenebilir enerji kaynaklarıyla kullanılması için ‘Yeşil Program’ı başlattı. Hedefe ulaşıldığında bu ülkelerdeki baz istasyonlarının yüzde 50’si yenilenebilir enerji sistemleri ile çalışacak. Kullanılan sistemler aynı zamanda Avea’nın Çeşme’deki baz istasyonunda olduğu gibi rüzgar + güneş + jeneratör şeklinde olabiliyor. TR

 

Levent Gülbahar / Anel Grup İş Geliştirme Süreç Yöneticisi

“Teşvik yasasının en az 24 avro sent civarındaki bir alım fiyatı üzerinden çıkması gerekli. Yasanın çıkmasıyla 2010 yılı başlarında güneş enerjisi santrallerinin kurulumuna geçilebilecek.”

 

Mehmet Özer / Tunçmatik YK Başkanı

“Yıl sonuna doğru güneş enerjisi santrallerinde patlama olacak. Yatırım yapmak için teşvik yasasından sonra açılacak lisans başvuruları beklenilirse, bu iş için çok geç kalınmış olur.”

www.timreport.org

 

TİMREPORT Hakkında

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM)’nin aylık dergisi olan TİMREPORT, Türkiye’de reel sektör hakkında hali hazırda yayın yapan en kapsamlı dergi.

 

TİMREPORT okuyucuları, 2006 yılında 86 milyar dolarlık ihracat ve 130 milyar dolarlık ithalat ile toplam 215 milyar dolarlık dış ticaretimizi temsil eden aktörler. Türkiye ekonomisinin itici gücü olan ihracatçımızın iç pazardaki çalışmaları da eklendiğinde, yaratılan ekonomi Türkiye ekonomisinin neredeyse yüzde 65’ine denk gelmekte. TİMREPORT ise her ay bu alanın nabzını sıcak tutan tek dergi.

 

Elektronikten, hazır giyime, otomotivden kimyaya kadar tüm üretici sektörlerin aylık performansları, ihracat verileri, en güncel haberleri ve global gelişmeler TİMREPORT ile takip edilebiliyor.

 

Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin çatısı altında Türkiye’nin dört bir yanında faaliyetlerini sürdüren 59 İhracatçı Birliği ve onların bünyesindeki 42 bini aşkın ihracatçı firma, büyük TİMREPORT ailesini oluşturuyorlar.

 

TİMREPORT her ay; Türkiye’nin ihracat kapasitesi en büyük ihracatçı firmalara, ihracata hizmet veren ekosistemin tüm paydaşlarına, kamu kuruluşları, siyasi karar mekanizmaları, ekonomik ve ticari örgütlerden oluşan binlerce aboneye gönderiliyor.

BU BÖLÜMDEKİ DİĞER BAZI BAŞLIKLAR