ÜRÜNLER
HABERLER
Site içi arama:
Yeniliklerden haberdar olmak için lütfen kaydolun.
Email:
Ekle   Çıkar  

 

Ampulü değiştir demekle iş bitmiyor ki

Avrupa Birliği yolunda koşarak ilerlediğimiz günlerde “Aman” diyorduk, “AB, salt Kürt sorunu, Ermeni sorunu, Kıbrıs sorunundan ibaret değil. AB, muasır medeniyet demek. Uyum süreci, batı standartlarında yaşamamızı sağlayacak.”


Artık AB’ye doğru koşmuyoruz. Koşmuyoruz da gıda güvenliğimizden, enerji verimliliğine tuttuğumuz elimizde kalıyor. Aslında bürokrasiyi suçlamamak gerekiyor. Kağıt üstünde devrim niteliğinde yasal düzenlemeler yapılıyor. Uygulamaya gelince iş çöküyor, o kadar.

 

Başbakan Erdoğan’ın da, hükümetin üyelerinin de dilinde ‘enerji verimliliği.’
Milli Eğitim Bakanlığı, okullara enerji tasarrufu sağlayan ampuller gönderdi. Enerji Bakanlığı sık sık televizyon ekranlarından da bilinçlendirme kampanyası yapıyor : “Ampulünüzü değiştirin.”
Türkiye’de 18 milyon konut var. 16 milyonu yalıtımsız. Yılda enerjiye 30-35 milyar dolar ödüyoruz. Malum enerjiyi ithal ediyoruz. İZODER’in (Isı, Su, Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği’nin) hesaplamalarına göre yalıtım yapılsa yılda 10 milyar TL ülke olarak tasarruf edeceğiz.
”Yalıtım Yapılsa”
Anahtar kelime : Yalıtım yapılsa.
Sağanak yağmur olmasa tam da zamanı yaz ayları, binalara yalıtım yaptırmak için.
100-150 metrekarelik bir konutun yalıtımı diyelim ki 4 bin TL’ye mal oluyor. Bankaya gittiniz, kredi kullanacaksınız.
4 bin TL’ye yüzde 18 KDV ödeyeceksiniz.  Kaynak Kullanım Destekleme Fonu, Bankacılık Sigorta Muamele Vergisi falan derken 4 bin TL’nin 880 TL’si vergiye gidecek.
Enerji verimliliğini sağlamak adına kullandığınız her 100 TL’nin 22’si vergiye gidecek.
Standartlarına pek de imrendiğimiz Avrupa Birliği’nde durum nedir?
Avrupa’da ALTERNATİF ENERJİ, yalıtım, enerji tüketimini en aza indirgeyen verimli cihazlara vergi istisnaları, muafiyetler var.
Enerji verimliliği için ‘masraf’ yapanlara hibe veriyor Avrupa ülkeleri. Misal Almanya’da hibe oranı yüzde 40’a kadar çıkıyor. Alınan krediye de 20 yıla kadar vade, çok düşük faiz uygulanıyor. Alman bilinçli vatandaş geri ödemesini kuruş kuruş yapıyor.
Biz Türkler yüzde 22 vergi ödüyoruz. 

Devrim kâğıt üstünde kaldı
Bayındırlık Bakanlığı, ‘Binalarda Enerji Performans Yönetmeliği’ adında devrim niteliğindeki yönetmeliği Aralık 2009’da çıkardı. Enerji verimliliğine salt ısı yalıtımı olarak bakmayan, evlerimizde kullandığımız fön makinesinden, buzdolabına, sıcak su tüketimimize kadar bütünsel enerji verimliliğini sağlayan mevzuat.
Binalara ‘Enerji Kimlik Belgesi’ verilecek, bu mevzuata göre.
Avrupalı bir yılda yeni satın alacağı evinde ne kadar enerji tüketeceğine, binanın kimlik belgesine bakarak öğreniyor. Dahası kullandığı enerji çeşidine göre doğaya salınacak karbona da, yani sera gazı salınımına da bakıyor.
Üçüncü veri de var : ALTERNATİF ENERJİ kullanımı. Güneş, rüzgar enerjisi veya yerin altından ısı kazanımı var mı, biliyor Avrupalı.
Biz de 1 Temmuz tarihi itibariyle bilecektik, yeni aldığımız konutların enerji kimlik belgesi okuyabilecektik.
Binalar A’dan G’ye sınıflandırılacaktı. Enerji verimliliğini en yüksek oranda gerçekleştiren A sınıfı bina olacak. Sınıfı ‘G’ye kadar gidecek.
Olmadı çünkü sınıflandırmayı  yapacak yazılım firması ihaleyle seçilmişti. Firma yazılımı yetiştirememiş. O yüzden de Ocak 2011’e ertelendi, devrimin uygulanması.

HES’e hayır pankartlarına kirlilik cezası
Kaçkarları, saklı cennet bölgeyi HES’e kaptırmamak için demokratik haklarını kullanıp, eylem yapacaklara uygulanan cezalar da ‘Karadeniz fıkrası’ gibi olmalı. İyi niyetli düşünelim!
15 Temmuz’da Artvin-Şavşat’ta,  20 Temmuz’da da Ardanuç’ta ‘HES’lere HAYIR’ mitingleri düzenlenecek. Yöre insanı diyor ki, “Mitingler için her türlü yasal prosedürü yerine getirdik.”
Bir de şunu söylüyorlar : “Arkadaşlarımıza olmadık para cezaları uygulamaktadır. Evlerimize astığımız afişlerimiz çevre kirletme cezası ile karşılaşmaktadır.”
Şunu da aktarayım : “ HES şirketleri ağaç keserken, hafriyatları gayri sıhhi biçimlerde taşırken, daha önemlisi mahkemelerin verdiği yürütmeyi durdurma kararlarına rağmen inşaatlarını sürdürürken  işlemeyen ‘çevre kanunun’ doğasını,  tarihini, kültürünü kısaca hayatı savunan bizlere karşı işlemesini manidar buluyoruz.” www.radikal.com.tr / 10.07.2010

BU BÖLÜMDEKİ DİĞER BAZI BAŞLIKLAR