ÜRÜNLER
HABERLER
Site içi arama:
Yeniliklerden haberdar olmak için lütfen kaydolun.
Email:
Ekle   Çıkar  

 

Türkiye nin altındaki sıcak zenginlik: Jeotermal zenginlik

Türkiye nin sahip olduğu jeotermal kaynaklar, hem ısıtma, hem elektrik üretiminde, hem de turizm ve seracılıkta kullanılabilir bir özellik taşıyor.

 

Jeoloji Mühendisleri Odası Genel Başkanı Dündar Çağlan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye deki mevcut enerji kaynaklarının, tüketimi karşılayamadığını, enerji ihtiyacının karşılanmasında dışa bağımlılığın giderek arttığını, bu anlamda Türkiye nin tükenebilir enerji kaynaklarının yanı sıra, ALTERNATİF enerji kaynaklarını da kullanmak zorunda olduğunu söyledi.

 

Çağlan, jeotermal enerjinin, tükenebilen enerji kaynaklarıyla yarışacak düzeyde potansiyele sahip olmadığını ancak, yenilenebilir, kirletici etkisi olmayan, çevre dostu, yerli ve sürdürülebilen özellikleriyle öne çıkan bir enerji türü olduğunu vurgulayarak, Orta Anadolu Bölgesi nin, Batı Anadolu Bölgesi nden sonra en fazla jeotermal enerji potansiyeline sahip bölge olduğunu belirtti.

 

Jeotermal sahalardan üretilen akışkanın, sıcaklık değerlerine göre oldukça geniş bir kullanım ağı olduğunu, düşük ve orta sıcaklıklı sahalardan üretilen akışkanın sera, konut, tarımsal kullanımlar gibi ısıtmacılık uygulamasında, yiyecek kurutulmasında, kerestecilik, kağıt ve dokuma sanayisinde, dericilik ve soğutma tesislerinde olmak üzere endüstriyel uygulamalarda kullanılabildiğini, yüksek sıcaklıklı sahalardan elde edilen akışkandan ise elektrik üretiminin yanı sıra, entegre olarak diğer alanlarda da yararlanıldığını ifade eden Çağlan, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünün (MTA) yaklaşık 50 yıllık süre içerisinde 130 civarındaki sahada açtığı kuyuların üretim değerlerine göre kullanılabilir potansiyel 3750 megawatdır. Ancak MTA dışında açılan ve üretim değerleri resmi kayıtlara girmeyen kuyularla birlikte toplam kuyu sayısının 750-800 civarında olduğu tahmin edilmektedir. Bu kuyu değerleri de eklendiğinde termal kapasite doğal olarak çok daha yüksek olacaktır. Orta Anadolu da yer alan 12 ilde düşük ve orta sıcaklığa sahip yaklaşık 171 adet kaynağın yer aldığı 82 adet jeotermal alan bulunmaktadır dedi.

 

ANKARA, JEOTERMAL KAYNAK YÖNÜYLE ORTA ANADOLU NUN EN ZENGİN İLİ

Çağlan, Ankara nın sahip olduğu jeotermal kaynaklar yönünden Orta Anadolu nun en zengin kenti olduğunu, burada yer alan 37 adet kaynağın sıcaklıklarının 20-53 derece arasında değiştiğini, kaynakların potansiyelinin 3.28 megawat olduğunu bildirdi.

 

Türkiye de 1.300 megawat kapasitede konut-termal tesis ve sera ısıtması yapıldığını, ayrıca 410 megawat kapasitede termal turizm amaçlı kullanım olduğuna işaret eden Çağlan, Bu haliyle Türkiye, jeotermal enerjinin doğrudan kullanımı açısından Çin, Japonya, ABD ve İzlanda nın ardından dünyada ilk 5 içerisinde yer almaktadır. Halen işletilmekte olan jeotermal ısıtma sistemlerinde toplam 171 bin konut eşdeğeri jeotermal ısıtma yapılmaktadır. Hızla yaygınlaşan konut ısıtmacılığı yanında kurulan modern seralarda jeotermal enerjinden ekonomik olarak yararlanılmakta, 195 kaplıca da hizmet verilmektedir dedi.

 

Batı Anadolu da yer alan jeotermal sistemlerde yüksek, Orta ve Doğu Anadolu da düşük ve orta ısıya sahip alanlar bulunduğunu dile getiren Dündar Çağlan, sözlerini şöyle sürdürdü:

 

Yüksek potansiyele sahip olan alanların Batı Anadolu da yoğunlaşması, ısı değerlerinin doğal sonucudur. Bunu sırasıyla İç Anadolu, Marmara, Doğu Anadolu, Karadeniz, Akdeniz ve Güney Doğu Anadolu Bölgeleri izlemektedir. Ülkemizdeki alanların yüzde 94 ü düşük ve orta entalpilidir (akışkanın yaydığı sıcaklık 160 dereceden büyük olan). Geriye kalan yüzde 6 oranındaki sahaların ısısı 120-242 arasında değişmektedir. Alanların yüzde 55 i gibi önemli bir bölümü konut, termal tesis ısıtmacılığında, yüzde 39 u ise sera, termal turizm ve balneoloji gibi diğer uygulamalarda kullanılabilir özelliktedir.

 

KAPASİTE TAM OLARAK BİLİNMİYOR

Dündar Çağlan, kaynakların yer aldığı sahaların tamamına yakın bölümünde rezervuara ilişkin parametreler ve kapasitelerin bilinmediğini, bu durumun yatırımlar için risk oluşturduğuna dikkati çekerek, şu bilgileri verdi:

 

Bu durumun önde gelen nedenlerinden biri açılan kuyu sayısının yetersizliğidir. Jeotermal araştırmalar konusunda ileri ülkelerde saha başına düşen kuyu sayısı ortalama 20 iken, bu sayı ülkemizde 3 civarındadır. Sahaların kapasitesi belirlenmediği gibi üzerinde yer aldığı rezervuar sınırları da tam bilinmemektedir. Sonuç olarak ülkemizde jeotermal kaynaklara yönelik yatırım yapılacak önemli bir potansiyel bulunmaktadır. 4350 megawat potansiyel kullanılabilecek durumdadır. Ancak, Türkiye nin jeotermal potansiyeli hala tam olarak ortaya konmuş değil. En belirsiz alanlardan bir tanesi bu.

 

Jeotermal enerji öncelikle yerli bir kaynak, yenilenebilir bir kaynak ve çevre dostu bir kaynak. Diğer fosil yakıtları dediğimiz petrole, kömüre dayalı olarak çevre kirliliği yaratması söz konusu değil. Bu anlamda hem temiz bir enerji kaynağı olmasından hem de yerli ve yenilenebilir kaynak olması anlamında tercih edilmesi gereken bir kaynak. Ülkemizde böyle yerli ve temiz bir kaynağımız varsa jeotermal enerji üzerine ciddi bir araştırmanın yapılması ve bütün kaynakların ekonomiye kazandırılarak hem bağımlılığın azaltılması hem de temiz bir enerji üretimine girmek temel hedeflerden bir tanesi olmalıdır. Ancak, Türkiye nin birincil enerji tüketiminde jeotermal enerjinin payı binde 4 oranında. Bu çok düşük bir rakam. Petrol ve doğalgazın payı ise yüzde 61 ler düzeyinde. AA / 21.10.2010

BU BÖLÜMDEKİ DİĞER BAZI BAŞLIKLAR